Astroloji Nedir ?

DÜNYA’YA UZANAN KOZMİK BAĞIN TEMEL DİSİPLİNİ: ASTROLOJİ

Astroloji, göksel devinimlerin, mevsim döngülerinin ya da bir başka deyiş ile kozmik bağlantıların insanın ve insan topluluklarının üzerlerindeki etkilerini ve sonuçlarını inceler. Bunlar için matematiksel verileri kullanır. Yorum, öngörü, tahmin, ne derseniz deyin, bir konu hakkında konuşmak için astronomik döngüleri takip eder. Göksel ve mevsimsel değişkenlerin insan ve olaylar üzerindeki yansımalarını izleyerek, hayat kalitesini yükseltmeye çalışır. İnsanın yaşam yolculuğundaki büyük sınavlarının yardımcısı olarak görev yapacak özelliklere sahiptir.

Antik Mezopotamya’da sadece toplum, devlet yapısı ve tarım konularında kullanılan Astroloji’yi, insanın kaderi kavramı ile birleştirerek, kişileri de incelemeye başlayan ve böylece günümüzdeki Astroloji’nin temellerini atan Antik Yunan Astrolojisi’nin öncülerinden Hermes Trismegistus’un, “Yukarıda nasılsa aşağıda da öyledir, aşağıda nasılsa yukarıda da öyledir,” kanunuyla vücut bulan Astroloji, basitçe gök cisimlerinin hareketlerinin insanlar ve olaylar üzerinde yarattığı etkileri inceleyen bilim olarak da tanımlanabilir.

Astroloji, genelde hem yakın, hem de uzak gelecek üzerine yorumlarda bulunmasına rağmen, geçmişe yönelik analizlerin de yoğun bir takipçisidir. Bu yöntem ile geliştirilmeye açıktır. Yöntemleri ile geçmişin geleceğe ışık tutmasını sağlar ve gelecekte tekrar edecek döngülere hazırlıklı olmak için geçmişteki tüm gezegen döngülerinin dünya üzerinde gerçekleşen olaylar ile ilişkisini dikkatle araştırır. Bugün Astroloji’nin öngörüde bulunmak için kullandığı geniş yorum veritabanı, 3 – 5 yıl gibi kısa bir sürede elde edilen gözlem sonuçlarından oluşmamıştır. Bu yorumların kapsamı, insanın çok eski çağlardan beri yapmakta olduğu gökyüzü gözlemleri ile zaman içinde yavaşça ve özenle büyütülmüştür. Neredeyse hepsi tecrübe ürünüdür.

Geçmiş çağların insanları, vahşi hayvanları geceleri uyurken avlamak için ihtiyaç duydukları ışığı sağlayacak olan Dolunay’ın hangi dönemde oluşacağını muhtemeldir ki, takip edip fazlası ile önemsiyordu. Güneşi de... Zaman zaman pırıl pırıl parlayan Venüs‘ü de... Zaman içinde, yaşadığı yerde olmuşların ve olacakların göksel etkiler ile bağlantısını gören insanoğlu, hayatının kontrolünü biraz olsun eline almanın bir yolunu buldu. Gezegenlerin hangi dönemde hangi konumda bulunacağının hesaplanmayı başardıktan sonra, buna bağlı olarak yeryüzünde tekrar eden olayların kalitesini ve zamanını öngörmeye başladı. Böylece doğa olaylarına ve yaşadığı toplumda gerçekleşecek sosyal olaylara karşı hazırlıklı yakalanmaya başladı. Gücünü, sağlığını, sahip olduklarını korumanın peşine düştü. Riskleri takip etti. Zarar göreceği dönemleri ve bereket ile ödüllendirileceği dönemleri izledi. Toprağı ekerken ayın ve diğer gezegenlerin döngülerini takip etti. Kıtlık zamanlarını öngördü. Susuz kalacağı günleri bildi.

Astroloji’nin olayları öngörebilmesi ve başarı ile analiz edebilmesi, insanları her zaman ürkütmüştür. Geleceğin getireceklerini görmekten korkan kötümser bakış açıları aslında Astrolojinin amacı ile uyuşmamaktadır. Fakat benzeri bir endişe ile günlük telaşlar peşinde koşan çağın insanı, yaşayacaklarına hazırlıklı yakalanmanın yolunu pek çok başka şekillerde denese de, Astroloji kadar başarılı olanı da bulamamaktadır. Biz gelelim, olayları ve bizi bize anlatan doğum haritalarımıza ve burçlara.

Doğum haritamız, bizim doğduğumuz andaki gezegen yerleşimlerini ve ilişkilerini gösteren, bu sayede de ilk etapta karakterimiz hakkında bilgi veren, matematiksel temeller ile oluşmuş, resimsel bir araçtır. Karakter özelliklerimizin yanında, toplamda 12 adet ev adı başlığı altında toplanan konularda; şans, genel sağlık, evlilik, kariyer, takıntılar, çocukluk, seçimler ve sayfalar dolduracak bir liste oluşturabilecek başka konuları da içeren çeşitli kavramlar hakkında da bize bilgi verir. İkinci etapta ise şimdiki zamanın ve geleceğin gezegen yerleşimlerine göre, belli bir anda ne tip olaylar yaşanacağını gezegen sembolizmi ile açıklar. Bu noktada altı çizilmesi gereken şeylerden biri, Astroloji’nin sanıldığı gibi kişilerin burçları üzerine kurulu olmadığı ve aynı burçtan olan insanların aşağı yukarı aynı yapıda canlılar olduğunu varsaymadığıdır. Aksine, kişinin burcu, nispeten daha az önem arz etmektedir. Çünkü burç, kişiyi sadece kaba hatları ile tanımlamaktan ileriye gidemez. Hiçbir varlık, burcunun özelliklerinin tümünü göstermediği gibi, bu özelliklerin bazılarının tam tersini de taşıyabilir. Çünkü bir kişi, sadece doğduğu günkü Güneş burcunun etkileri ile değil, ay, yükselen ve daha pek çok gezegeninin kombinasyonları ile de tarif edilmek zorundadır.

Horoskop olarak da bilinen doğum haritası, Güneş burcunuz haricinde, Yükselen Burç olarak tabir edilen, kişinin dışa dönük yönlerini simgeleyen bir burcu daha gösterir. Yine de, Yükselen Burç ile desteklenen Öz Burç, hatta onlara ek olarak Ay burcu bile, isabetli yorumlar yapmak için yeterli değildir. İnsanın dünyaya gelmesi bir “an” mucizesidir. Sadece üzerinde Astrolojik gözlemlerin yapıldığı tabanı belirleyen burçların değil, aynı zamanda belli bir “an”da belli bir noktada bulunan, bu şekilde de o “an”ı tanımlayan gök cisimlerinin de yorumlanmasını gerektirir. Dahası, işi sadece insanı tanımlamak olmayan, tüm olaylara bir tarif getirebilen Astroloji, mevsim döngüleri ile ilişkilidir. Güneş Sistemi içindeki yolculuğumuz ve mevsimsel değişkenler, hayatımızın her alanı için çok önemli bir alt yapı oluşturur. Hepimiz bir mevsim meyvesi olarak doğarız. Ve doğduğumuz zamanın kalitesini yansıtırız. Astrolojide insan veya olay olarak o mevsimin meyvelerini inceler. Gezegenlerin birbirleriyle uyumu/uyumsuzluğu; içlerinde bulundukları burcun özellikleri ile çatışma/uyum içerisinde olmaları; güçlenme, düşüş/zayıflık, sürgün ve benzeri konumları; yaşamın çeşitli alanlarını simgeleyen Astrolojik Ev’lerin hangilerinde yerleşmiş oldukları; gezegenlerde yığılma olursa, bunların hangi bölgede meydana geldiği, doğum horoskopunda, kişi veya olay hakkında bilgilere ulaşılmasını sağlayan diğer öğeler arasında sayılabilir. Her kişi ve olay benzeri olmayan ayrı bir varlık olarak incelenir. Bir anda ve yerde doğacak bir başka olay veya varlık yoktur. Her an ve yer sadece bir şeye özeldir. Ve paylaşılsa bile yansımaları farklı olacaktır.

Astrolojik yorumlar, sadece insanlar ile ilgili olarak yapılmamaktadır. Kavramların, olayların, devletlerin, girişimlerin ve akla gelebilecek diğer her şeyin ilk ortaya çıktıkları “an”a göre oluşturulan horoskopları ile karakterlerini ve akıbetlerini görmek de mümkündür. Ayrıca belli coğrafi bölgelerin Astrolojik haritalarının incelenmesi, hem insanlar, hem olgular, hem de olaylar açısından ne tip potansiyeller barındırdıklarının tanımlanmasını mümkün kılar. Bunlar, Astroloji’nin geniş kapsamı hakkında fikir vermesi açısından sunulmuş birkaç örnektir.

Gerçekte, Astroloji ekolleri ve kullanım alanları, çok uzun bir liste oluşturmaktadır. Astroloji, kişisel hedeflere ulaşmak yolunda atılacak önemli adımların zamanlanmasında kullanılabileceği gibi, kesinlikle gerçekleşecek olan olayların da önceden görülerek zararı asgariye indirmek veya faydayı azamiye çıkartmak adına hazırlık yapılmasını da mümkün kılmaktadır. Yapısındaki etik anlayışı, kolay yoldan haksız menfaatler sağlanabilecek etkileri değil, doğru zamanda, doğru yerde bulunarak, kazancı hak etmeye imkân verecek olan çabanın sarf edilebileceği durumları tespit etmeyi gerektirir. Astroloji’nin diğer kült bilimler gibi insanlara sağladığı en büyük fayda ise, yaradılışın ve evrensel sistemin yapısını anlamaya yardımcı olarak, kişinin kendi varoluşunun ve bu varoluşa bağlı amaçlarının farkına varmasını mümkün kılmaktır.